Felsefe Tarihi

Felsefe, MÖ 6. yüzyıl ve 5. yüzyıllarda dünyanın çoğu merkezinde ortaya çıkmaya başladı. Dönemin din, mitolojik inançlarına karşı yenilik kurmak amacıyla felsefe ortaya çıktı. Bu düşünceler bazen düzen karşıtı olurken; bazen de düzen yanlısı sorgulamalardı. Felsefe ilk çıktığında yeni doğmuş bir bebekten farksızdı. Platon bu yeniliği vurgularken ”şaşkınlığın çocuğu” terimini kullandı. Bu şaşkınlığın nedeni sorgulama öncesi insanlar avcı-toplayıcı ve küçük gruplardan oluşuyordu. Bu grupların felsefe tarzı bir sorgulamaya ihtiyaç duymuyordu. Onlar genellikle gruplarına olan hakimiyet ve akşam karınlarını doyurmaya yönelik faaliyetler içerisinde oluyordu. Ayrıca avcı-toplayıcılık aşırı güç ve zaman gerektiriyordu. Tarım devrimi sonrası bu güç ve zaman kaybı düşünmeye kaydı. İnsanların artık daha çok düşünmeye vakitleri oluyordu. Bu dönemlerde tanrıların önemi hızla arttı. Göksel düzen ve doğaya hakim olamayan insanlar tanrılara hediyeler sunarak o sene tarla ve hayvanlarının korunmasını sağladıklarına inanılıyordu.

Tarihler ilerledi ve medeniyetler ortaya çıktı. Farklı diller, ekonomiler, savaşlar, tanrılar ve düşünceler gibi sorgulanması gereken birçok konu vardı. İnsanlar artık ”evren nasıl bir yer? Nereden geldik? Evreni kim yaratmıştır? gibi sorulara cevap aramaya başladı. Artık kaygı ve aklın çatışması hüküm sürmeye başlamıştı. Düşüncelerinin bir farklılık kazandırdığını düşünen filozoflar, daha derin ve karmaşık konulara el atmaya başladılar. Aynı anda Dünya’nın farklı yerlerindeki bilge insanlar her şeyi sorguladılar ve bir anlam aradılar.

Budacılık:

Hindistan’da bir prens olan Siddhartha Gautama, otuz beş yaşına geldiği sırada hayatın amacını anlamak ve hayatın getirmiş olduğu ıstıraplardan kurtulmak adına bir yola çıktı. Hayatını zevk ve sefa içerisinde geçiren bu genç, perhiz arayışları yetersiz kaldığını anladıktan sonra Hindistan’ı gezmeye karar verdi. Bu yolculuk sonunda, ”barış ve sükûnet” yolunun insanı iç huzura ulaştıracağına inandı. İnsanlara acı veren gereksiz arzular, hırslar ve baştan çıkarıcı tutkulardan uzak bir hayat yaşamayla ”arınmış bir bedene” ulaşılacağına karar verdi. Bu uzun süren yolculuk sonunda genç prense ”uyanmış, aydınlanmış” anlamına gelen ”Buda” adı verildi. Bu uzun yolculuk ayrıca felsefenin çıkış yollarından biri olmuştur. Birçok akım Buda ve onun düşüncelerinden etkilenmiştir.

Çin Düşüncesi:

Buda ile yakın dönemlere gelen Çin’de devlet adamlığı yapan Konfüçyüs etrafına topladığı insanlar öğütler verip insanların hayatlarına dokunuyordu. Konfüçyüs, felsefesi devlet adamlığı üzerine oldu. Devlet insanın ülkeyi yönetiş tarzı, uyumlu ilişkiler, önderlik üzerine düşünceleri ifade etti. Bu düşüncede devlet adamının kendini erdemli hale getirme tarzı üzerine oldu. Konfüçyüs, doğa ve insanı olmayan konular üzerinde durmadı. Yine ona göre ”insani varlığa hizmet edemeyen tanrıya hizmet edemez” noktasında oldu. Dönemin düşünürlerine göre çok farklı bir yol izlemişti. Tanrıyı merkezine almadan hareket etti. “Eski Çin düşünürleriyle yakınlaşırken kendi geleneğimizin dışında bir dünya görüşüyle tanışırız” (F. Jullien).

Lao-Tzu Düşüncesi:

MÖ 6. yüzyılda Çin’de doğaya çok önem verdi Lao-Tzu. Doğaya uyum sağlamak her şeyden önce olmalıydı. Konfüçyüs, eğitim ve iyi yetişmiş insanlara önem verip bu noktada duygular üzerinde çok durmadı. Lao-Tzu, duygulara ve doğaya önem verdi.

Zerdüşt Düşünce:

İran’da ortaya çıkmış ve ”kötülük problemi” üzerine oldukça önemli düşünceler üretilmiştir. Oldukça geniş perspektifte monoteist yaklaşım savunuculuğu yapılmıştır. Eski dinlerin bu kaynaklardan etkinlendiği halen düşünülmektedir. Birçok tanrıya inanmış olsalar da diğer tanrıların en yüce tanrı Ahura Mazda’ya tapınılması gerektiği isteniyordu.

Thales Düşüncesi:

Türkiye’nin Ege bölgesinde 6. yüzyılda Thales ortaya çıktı. Yuan mitolojisine karşı çıkan thales doğal olan bir şeyin, doğal olmayan nedenlerle değil yine doğal olan şeylerle açıklanması gerektiğini düşündü. Thales rasyonel çözümlerine odaklanmıştır. Ayrıca astronomi, matematik alınında önemli adımlar atmıştır. Thales, her şeyin sebebinin ”su” olduğunu açıklamıştır.

Back To Top
%d blogcu bunu beğendi: