Litvanya’nın Bağımsızlık Mücadelesi

Her ülkenin tarihini oluşturan dönüm noktaları vardır. Bu dönüm noktaları o ülkede yaşayan halkların ortak unsurunu oluşturur. Litvanya halkı için bu tarih 13 Ocak 1991 yılıdır. Yıllardır Sovyet hakimiyeti artık son bulmak üzereydi. Sovyetler askeri gücünü kullanmak istese de ülke halkının kaderi çoktan yazılmıştı. Başkent Vilnius, özgür bir devlet olmak ateşiyle yanan insanların kitlesel gösterilere şahit oldu.

Litvanya’nın da içinde bulunduğu Baltık ülkeleri 1940 yılında Sovyetler Birliği tarafından güç kullanarak ilhak edildi. Bu süreç Litvanya’nın 11 Mart 1990’da Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını ilan edene kadar devam etti. SSCB başbakanı Gorbaçov mart ayında bağımsızlığını ilan eden Litvanya’da bazı komünist çevreleri ayaklandırdı. Daha sonra Litvanya’ya büyük bir ekonomik baskı uygulamaya başladı. Ekonomik ve enerji kıtlıkları, yeni bağımsızlık ilan edilen devlete halkın inancını baltaladı. Enflasyon oran %100’e ulaştı ve hızla artmaya devam etti. Ekonomik sorunları kullanan Sovyetler işçileri ve ekonomik darlığa kızgın olan halkı ayaklandırma faaliyetlerine girdi. 8 Ocak’ta Parlamento Başkanı Vytautas Landsbergis ile Başbakan Kazimira Prunskienė arasındaki çatışma istifasıyla doruğa ulaştı. Sovyetler isyan hareketlerindeki insanları korumak amacıyla özel kuvvetlerini bazı bölgelere soktu. Litvanyalı yetkililer Moskova’dan silahlı asker göndermeme garanti istediğine, Gorbaçov yanıt vermedi. Ünlü terörle mücadele Alpha Grubu ve Pskov merkezli VDV’nin 76. Muhafız Hava Saldırı Bölümü paraşütçüleri dahil bazı özel kuvvetler 8 ocak günü Litvanya’ya girdi.

13 ocak gece vakti radyolardan bir ses duyuldu: “Kardeş Litvanyalılar! Halkın karşısına çıkan milliyetçi ve ayrılıkçı hükümet devrildi! Evlerinize çocuklarınızın yanına dönün. ”- Litvanya Komünist Partisi lideri J. Jermalavičius Fakat Sovyetler birliği savaştan kaçınmak istemiyordu. Yüksek Konsey ve televizyon kulesinin etrafında toplanmış yaklaşık 100.000 kişi Sovyet ordusunun karşısına çıkıyordu. Bu durum Litvanya’dan vazgeçmeyeceği için toplu katliam yapmak zorunda kaldı. Gecenin ilerleyen saatlerinde Kaunas’tan küçük bir TV stüdyosu beklenmedik bir şekilde yayına girdi. Genellikle haftada bir Kaunas’tan yayınlanan aile programının bir teknisyeni yayındaydı ve Litvanya’da silahsız insanları öldüren Sovyet ordusu ve tankları hakkında mümkün olduğunca çok dilde dünyaya yayın yapabilecek herkesi çağırdı. Litvanya’da bulunan dil bilen üniversite profesörleri radyo binasına geldi ve dünya medyasına Litvanya’da yaşananlar hakkında yayın yapmaya başladı. Halk Yüksek Konsey binası çevresinde toplandı. İnsanlar tanksavar barikatları kurmaya ve çevredeki binaların içinde savunma hatları kurmaya başladı. Sovyet askerleri bazı saldırılar sonrasında halk karşısında geri çekilmek zorunda kaldı.

Saldırıların hemen ardından, Yüksek Konsey, Sovyetler Birliği halkına ve dünyanın geri kalanına saldırıları kınayan ve yabancı hükümetleri Sovyetler Birliği’nin egemen bir ulusa karşı bir saldırı eylemi gerçekleştirdiğini kabul etmeye çağıran bir mektup yayınladı. Litvanya’dan gelen ilk haberlerin ardından, Norveç hükümeti Birleşmiş Milletler’e başvurdu. Polonya hükümeti Litvanya halkıyla dayanışma içinde olduklarını ifade etti ve Sovyet ordusunun eylemlerini kınadı. SSCB’den yasal olarak bağımsızlığını ilan eden ülkelerden biri olan Litvanya’yı yeniden kazanma girişimi, çaresizliğin ve komünist rejimde her şeyin ne kadar güçsüzleştirildiğinin bir göstergesi oldu. Başarısız girişim sonrasında Litvanya durumunda olan ülkelerde özgürlük hareketlerinin oluşmasını sağladı. Bu durum Sovyetleri çöküşe götüren olayların ateşlenmesini sağladı.

Back To Top
%d blogcu bunu beğendi: