Modernlik her zaman toplumların ulaşmak istediği bir nokta olmuştur. 18 yüzyıldan itibaren Avrupalı ve Amerikalı düşünürler bazı toplumları modern medeniyet seviyesine ulaşmış, bazı toplumları da modernlik noktasına ulaşamamış olarak ayırmaya başladı. Onlar açısından modernlik Avrupa gibi olmalıydı.

Modernlik Avrupalılar açısından bilime, dine değil sekülerizme ve özgürlüğe inanmaktı. Onlara göre toplumların modern olması Avrupa medeniyetini taklit etmekti. Özellikle 20. yüzyıllarda Avrupalı ve Amerikalı toplumlar modern olan ve modern olmayan argümanını çok sık kullanıyordu hatta bazen ”özgürlük götüreceğiz” diyerek bazı toplumlara müdahale etti.

İran’da modernlik rüzgarı.

Bazı toplumlar Avrupa medeniyetinin gerçekten kendi toplumlarını özgürlükçü, seküler ve bilimin ışığında ilerletmek için kendilerine yardım ettiğini savundu. bazı gruplar batının iyi özellilerini(bilimsel gelişmeler, teknolojik gelişmeler) alalım, kötü(dinen veya toplumsal kültürlerine ters) özelliklerini reddedelim dedi. Diğer gruplar ise Avrupa modernliğinin toplumlara dayatıldığını ve bunun yanlış olduğunu savundu.

18. yüzyılda başlayan modernlik vurgusu 19. yüzyılda hızlandı 20. yüzyılda bütün Dünya’nın bu sisteme adapte olması düşüncesine evrildi. 21. yüzyılda ise bu mantığın ne kadar yanlış olduğunu anlamakla geçiyor. 20. yüzyılda toplumların kültürlerini anlamdan dayatılan durumlar toplumlar tarafından tam anlamıyla nefret haline dönüştü.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.